Haber Detayı
11 Temmuz 2019 - Perşembe 11:09 Bu haber 584 kez okundu
 
15 Temmuz Küresel Bir İşgal Darbesiydi
GÜNDEM Haberi
15 Temmuz Küresel Bir İşgal Darbesiydi

15 Temmuz küresel bir işgal darbesiydi

Gümüşhane’nin yetiştirdiği gazetecilerden hemşehrimiz Ali Öztürk Trabzon’da 15 Temmuz hain darbe girişimini anlattı.

15 Temmuz küresel bir işgal darbesiydi

Gümüşhane’nin yetiştirdiği gazetecilerden hemşehrimiz Ali Öztürk Trabzon’da 15 Temmuz hain darbe girişimini anlattı. Tügva’nın konuğu olan Ali Öztürk,15 Temmuz geçesini  TÜGVA Trabzon’un ilçelerinde 15 Temmuz FETÖ ihanetini anlatıyor programında  konuştu.

 Müslüman Türk’e tarihinin hiçbir döneminde hiçbir yabancı güç, hiçbir irade gem vuramadı. Zincir vuramadı. Ancak FETÖ hadisesi farklı. Bu örgüt öyle farklı bir örgüt ki eğer bu ülkeyi işgal etmiş olsaydı (ki buna ben işgal diyorum) bir daha bu ülkenin bu melanetin elinden kurtulma şansı olmayabilirdi. Daha önemlisi bizi İslam adına Müslüman bir toplum adına başkalaştıracaklardı. FETÖ belki 30 belki 40 yıl önce Siyonizm’in keşfettiği ve bu toprakları İslam coğrafyasını sömürge aydınları eliyle esir alma hareketidir. Nasıl bir örgütlenme yapalım ki bütün İslam coğrafyasına hâkim olalım ve tamamını istediğimiz biçimde çok kolayca bir el işaretiyle yönetebilelim, bütün mesele buydu. Bunun için sömürge aydını yetiştirilmesi gerekiyordu.

Siyonizm’in  istediği biçimde onları rahatsız etmeyecek ve FETÖ’nün yaptığı gibi onları da cennete göndererek yeni bir İslam kurgulamak ve oluşturmak istiyorsanız! Tahrif edilmemiş tek kitabı ve tahrif edilmemiş tek dini tahrif etmek istiyorsanız bunu Türkiye’de yapacaksınız.... Endonezya’da, Pakistan’da Mısır’da nerede olursa olsun başarı sağlayamazsınız. Bunu Türkiye’de yapacaksınız.

Biz şöyle yetiştik.... Kim Allah ve Resulü diyorsa o bizdendir biz ondanız.” Ölçümüz buydu bizim. Hiçbir kılığına, hiçbir kıyafetine, farklılığına bakmadık. “Kim Allah ve Resulü diyorsa o bizdendir biz ondanız” anlayışıyla yetiştik. İşte bu ayrımı yapmayınca bu geniş keyfiyet içerisinde yetişince kötü ayırt edemezsiniz.

15 Temmuz nedir? 15 Temmuz Allah’ın bu milleti bu ülkeyi tıpkı Çanakkale’de ki gibi.... Bir kez daha koruduğunu ve kurtardığının yansımasıdır. Çanakkale örneğini verdim. Beni kınamayın. FETÖ hareketinin bu topraklara, ülkeye ve İslam’a ihanetinin ulaşabileceği noktayı düşündüğünüzde 15 Temmuz hareketinin ve 15 Temmuz hareketinde ona karşı mücadele veren şehit ve gazilerin manasını böylelikle daha iyi kavramış oluyorsunuz.

TÜGVA tarafından organize edilen 15 Temmuz ve Toplum konulu konferansın bir örneği Köprübaşı’nda gerçekleştirildi. günebakış gazetesi İmtiyaz Sahibi Ali Öztürk’ün konuşmacı olarak katıldığı konferansa İlçe kaymakamı Uğur Tutkan, Belediye Başkanı Ali Aydın, jandarma komutanı, emniyet amiri, TÜGVA Trabzon İl Temsilcisi Osman Ergün, Teşkilatlanma Başkanı Hasan Karagüzel ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda ilk olarak İstanbul’da yaşayan ve aslen Köprübaşılı olan 15 Temmuz Gazisi Mehmet Ayar konuştu. Ardından kürsüye gelen Öztürk, FETÖ hareketinin ne olduğunu ve 15 Temmuz’un önemini anlattı.  Öztürk’ün konuşması  şöyle;

Konumuz 15 Temmuz ve gençlik... Ya da 15 Temmuz Darbesi.... Bir anlamda FETÖ meselesi!.. Ben gazeteciyim, önce kendimi tanıtayım. Gazeteciyim ve 60 yaşındayım. Yaklaşık 30 yıllık bir Gazetecilik serüvenim var. 12 Eylül 1980 öncesi siyasi olayları yaşayan bir gazeteci olmam dolayısıyla meseleye biraz farklı bakacağım. Öncelikli olarak FETÖ ve 15 Temmuz Darbesi konusundaki görüşlerimi ifade etmek istiyorum.

15 Temmuz bu ülke için istiklal savaşı kadar istiklal mücadelesi kadar önemli bir mücadeleydi. Bu toprakları bu ülkeyi işgale kalkışan yabancı güçleri bu topraklardan söküp atabiliriz. Bir diğer ifadeyle Müslüman Türk’e tarihinin hiçbir döneminde hiçbir yabancı güç, hiçbir irade gem vuramadı. Zincir vuramadı. Ancak FETÖ hadisesi farklı. Bu örgüt öyle farklı bir örgüt ki eğer bu ülkeyi işgal etmiş olsaydı (ki buna ben işgal diyorum) bir daha bu ülkenin bu melanetin elinden kurtulma şansı olmayabilirdi. Daha önemlisi bizi İslam adına Müslüman bir toplum adına başkalaştıracaklardı. FETÖ belki 30 belki 40 yıl önce Siyonizm’in keşfettiği ve bu toprakları İslam coğrafyasını sömürge aydınları eliyle esir alma hareketidir. Nasıl bir örgütlenme yapalım ki bütün İslam coğrafyasına hâkim olalım ve tamamını istediğimiz biçimde çok kolayca bir el işaretiyle yönetebilelim, bütün mesele buydu. Bunun için sömürge aydını yetiştirilmesi gerekiyordu. Yani kaynağını İslam’dan almayan kaynağını sadece bir kişiden ya da sadece bir güçten alan ama tahrif edilmiş İslam’la birlikte hareket eden sapık bir kol hareketi. Aile, millet ve ümmet şuurunun uzağında bir nesil yetiştirmek istediler. Bir aydın tipi bir sömürge aydını yetiştirmek istediler. FETÖ hareketinde aile mefhumu yoktur. FETÖ hareketinde anne baba ebeveyn ata dede bunların hiçbirinin önemi yoktur. Bir kişinin önemi vardır. FETÖ Hareketi’nde millet mefhumu da yoktur. Hiçbir FETÖ’cü için hiçbir FETÖ aydını için gerek kendi ırkı ya da kendi milleti veya ülkesi önemli değildir. Bugün Türkiye’ye yaptıkları düşmanlıktan bunu anlıyoruz. FETÖ’ye tabii olan bu örgütün içinde bulunan bir kişi için Türk ise Türk milletinin Arap ise Arap milletinin Rus ise Rus milletinin Alman ise Alman milletinin hiçbir önemi yoktur. Yani bir aile mefhumu iki millet mefhumu üç en önemlisi bizim için en önemlisi ve Siyonizm’in bu hareketi üzerimize musallat etmesinin ana nedeni budur. Ümmet mefhumu yoktur. Ümmet mefhumuna FETÖ karşıdır. FETÖ hareketi için en önemli unsurlar tekrar ediyorum aile millet ve ümmet mefhumu olmayan bir harekettir. Bir terör örgütü hareketidir.

Bu hareket için neden Türkiye seçildi?

Hareketin alanı yalnız Türkiye değildir. FETÖ hareketi dünyanın neresinde olursa olsun o ülkede şayet Müslüman varsa FETÖ hareketi orada mutlaka örgütlenmiştir. Yani örgütlenme yer ve nedeni sadece Türkiye’ye ait değildir. Dünyanın her yerinde aynı örgütlenmeyi ifade ediyor sergiliyor. Kazakistan’daki  Kazakistan eski baş müftüsü Türkiye’yi ziyaret ediyor ve Türkiye Diyanet İşleri Başkanına şunu anlatıyor. Bize diyor FETÖ’yü tavsiye ettiniz ama bunlarda aile methumu yok bunlarda Kazak diye bir milletin hiçbir önemi yok ve en önemlisi bunların ümmet diye bir derdi yok. Bunların bir tek dünyalarında bir tek kişi var onun dışında hiçbir şeyin hiçbir anlam ve önemi yok. Bu Kazakistan’da da böyle Kırgızistan’da da böyle Türkmenistan’da da böyle Türkiye’de de böyle Suudi Arabistan’da da böyle başka yerde de böyle. Yani temel düşüncesi FETÖ’nün temel dünya görüşü bu. Siyonizm yol haritasını bu şekilde belirlemiş ve İslam’ı tahrif etmek için (oraya geleceğim birazdan) bu hareketi seçmiş. Bu hareket başka türlü bu kadar büyüyemezdi.

Temel üs neden Türkiye seçildi?

 

Yani FETÖ’nün örgütlenmesi Fetullah’ın Türk olduğundan Türk kaynaklı olduğundan mı? Evet elbet bunun burada önemli bir yeri var ama başka bir şey daha var. İslam bizim yıkılmamızla yıkıldı. Ayağa yine bizden kalkacak. Bütün dünyadaki Müslümanların gözü üzerimizde. Türkiye’nin böyle bir misyonu var. Türkiye, Suudi Arabistan değil Mısır değil bir başka ülke falan değil. Bu topraklar ve bu insanlar böyle bir misyona talip ya da onunla görevli dolayısıyla Suudi Arabistan’da, Mısır’da, Irak’ta, İran’da veya dünyanın hangi ülkesinde Müslüman olursa olsun İslam’ı tahrif etmek için başlatılan hiçbir hareket başarıya ulaşamaz. Kur’an-ı Kerim’i manasından koparacak hangi operasyonu yaparsanız yapın!.. Mısır’da bu operasyonu başlatın, Mısır’ın dışına kısmen belki Arap dünyasına yayarsınız. Ama İslam dünyasına yayamazsınız. Eğer İslam dünyasında İslam’ı tahrif etmek istiyorsanız, yeni bir İslam oluşturmak istiyorsanız!.. Siyonizm’in  istediği biçimde onları rahatsız etmeyecek ve FETÖ’nün yaptığı gibi onları da cennete göndererek yeni bir İslam kurgulamak ve oluşturmak istiyorsanız! Tahrif edilmemiş tek kitabı ve tahrif edilmemiş tek dini tahrif etmek istiyorsanız bunu Türkiye’de yapacaksınız.... Endonezya’da, Pakistan’da Mısır’da nerede olursa olsun başarı sağlayamazsınız. Bunu Türkiye’de yapacaksınız. Yine diyanet işleri eski başkanı Sayın Mehmet Görmez’in bir anekdotundan anlatmak istiyorum. Burkina Faso’dan bir heyet Diyanet İşleri Başkanlığını ziyarete geliyorlar Ankara’ya.... Diyor ki “Bu FETÖ belası var ya, bu zaten bizim içimize hiç sinmedi. Üç şey var ki bizi kendilerinden nefret ettirdi. Ama bir şey de var ki onun hatırına biz buna rıza gösterdik” nedir? diye soruyor. Diyorlar ki “Bunlar hiç fakir sevmediler. Fakiri hiç sevmediler. Okullarına hep zengin çocuklarını aldılar. Bunlar Müslümanı hiç sevmediler. Okullarına hep Hristiyanların çocuklarını aldılar. Onların başarılı çocuklarını hep önde tuttular ve onlarla konuştular. Üçüncüsü, bunlar İslam’ın simgelerine hiç yaklaşmadılar. Hiçbir açılışta üzerine Kur’an-ı Kerim’i okutmadılar. Hiçbir okullarına mescit açmadılar. Ama bütün bu olumsuzluklarına rağmen biz bunlara bir şeyden dolayı sabrettik. Nedir? diye soruyor. ‘Türkiye’den geldiler’. Bunları bize Türkiye tavsiye etti.” Bütün mesele bu yani.... Burkina Faso’dan Malezya’ya, Hindistan’a Pakistan’a ya da dünyanın öbür ucuna Müslümanların bütün umudu, bütün dünyası, bütün geleceği, varlığı, birliği, her şeyleriyle ilk Türkiye’ye bakıyordu. Kafalarında böyle bir Türkiye oluşturmuşlar. Yeryüzündeki Müslümanların durumu bu. Bizim kendi iç durumumuza girmiyoruz. Konumuz FETÖ.... Bunun için Türkiye’yi seçti. Amaç İslam’ı tahrif ederek Kur’an-ı Kerim’i tahrif ederek yeni bir din ihdas etmekti. Tahrif edilmiş bir İslam icat etmekti. Bunu neyle yapacaktı? Az önce en başta ifade ettiğimiz gibi sömürge aydınlarıyla yapacaktı. Yani yeni bir görüş yeni bir anlayış.... Kur’an ile örtüşmeyen yeni bir anlayışla birlikte yeni bir din ihdas etmekti. En son kitabını bilmem okuyabildiniz mi bütün Türkiye’ye ilanlarla dağıttıkları Allah resulünü anlatan son kitabını o kitapta “La ilahe illallah diyen herkesin cennete gidebileceğini yazıyor. Buna Hristiyanlar da dahil. Allah’ın Resulünün bir hadisini  örnek vererek ‘Muhammed’in Resulallah’ ibaresini kelimeyi tevhitten çıkarıyor ve Allah resulünün bir mecliste ashabına bunu ifade ettiğini söylüyor. Doğru. Doğru. Allah’ın Resulü o toplantıda, ashabına ‘Ashabımla ilahe illallah diyen herkes cennete gidecektir” diyor. Ama oradaki kitlenin tamamı oradaki insanların tamamı, la ilahe illahlah Muhammeden Resulullah diyen sahabeler.... Bu insanlara söylüyor. Bu hadis, tek tanrılı Hristiyanlık ya da Yahudilik de mutlaka ve mutlaka cennete gidecektir anlamına asla gelmiyor. Hatırlarsınız, çok uzun süre tartışılan bir olay var.... Hatırlarsanız çok uzun süre camilerde Cuma namazında daha çok hutbelerde okunan bu ayeti kerime okunmadı. Bunun tartışmasını hatırlarsınız diye düşünüyorum. Uzun süre hükümete yönelik ki haklı bir eleştiriydi bu. Ya arkadaş Cuma hutbelerinden “ Allah indinde tek din İslam’dır” ibaresini neden kaldırdınız eleştirilerine kimse bir cevap alamadı. Bu FETÖ’nün Diyanet’teki etkinliği karşısında Avrupa’ya Hristiyan dünyasına “İşte bakın biz Kur’an-ı Kerim’in içinde Hristiyanları ve diğerlerini cehennem ateşine gönderen ya da küfre gönderen ibareleri yavaş yavaş kendi içimizden ayıklayan bir hareketiz” demekti. Şimdi hepinizin kafasında şu soru var. Bütün bunlar tamam da Ya arkadaş bu FETÖ’yü kucağımızda biz büyüttük. Yani biz buna hükümet olarak güç verdik. Tek başına bu hükümetin sorumluluğu değil elbette. Bundan önce başlayan bir harekettir bu. Belki 40 belki 50 yıldır Siyonizm’in bizzat örgütleyerek bu günler için büyüttüğü ve Türkiye’yi işgal ettirerek İslam’ı tahrif ettirip sömürge aydınlarıyla bütün bir İslam Dünyasına hâkim olmayı amaçladığı bir hareketin eylem biçimi örgüt biçimidir FETÖ. FETÖ tek başına budur. Şunu diyebilirsiniz.

İyi de bunların bu yaptıklarına neden müsamaha gösterildi?

Anlatayım, kendime göre anlatayım. 60 yaşındayım 15-16 yaşından itibaren Trabzon İmam Hatip’te okudum. 1. sınıftan itibaren 1970 Trabzon İmam Hatip girişliyim. Sonra Marmara Üniversitesi. Siyasi olaylar 15 yaşından itibaren içinde büyüdüm ve yetiştim. Tayyip Erdoğan’da bu mücadelenin içinde yetişti, diğer arkadaşları da. Biz daha çok Allah’ın rahmeti üzerine olsun üstat Necip Fazıl Kısakürek’ten etkilendik. Çok etkilendik. Onun fikirleriyle yoğrulduk. Sezai Karakoç’larla, Cemil Meriç’lerle Mehmet Akif Ersoy’larla.... Biz şöyle yetiştik.... Kim Allah ve Resulü diyorsa o bizdendir biz ondanız.” Ölçümüz buydu bizim. Hiçbir kılığına, hiçbir kıyafetine, farklılığına bakmadık. “Kim Allah ve Resulü diyorsa o bizdendir biz ondanız” anlayışıyla yetiştik. İşte bu ayrımı yapmayınca bu geniş keyfiyet içerisinde yetişince kötü ayırt edemezsiniz. Kur’an-ı Kerim yerine hadis kitapları yerine Saidi Nursi’nin kitaplarını okutmuş olabilirler. Onları tavsiye etmiş olabilirler. Önder olarak Allah resulünü yerine gündelik günümüzde yaşayan bazı âlimleri ya da tasavvuf erbabı önderlerini de kendilerine önder seçmiş olabilirler. Ama Allah ve Resulü dedikleri müddetçe kimseyi ötekileştirmedik. Hatırlarsanız.... 2010 yılında hukuk reformu Türkiye’de demokratik hukuk devletinin en büyük dönüşüm hareketiydi. Referandumu kastediyorum. 2010 yılının 12 Eylül Referandumu.... Hukuk referandumu.... Adalet Bakanı Sadullah Ergin listeden rahatsız oluyor. HSYK’dan ve dönemin Başbakanı Sayın Cumhurbaşkanını arıyor. Efendim diyor. “13 kişilik listenin 10’nu aynı gruptan. Fetullah Gülen grubundan diyor. Cevap şu. Ne oldu Sadullah. Bunlar alnı secde gören insanlar değil mi? Onların bu topraklara ihanet edebileceğini düşünmüyor. Aklının ucundan bile geçmiyor. Ne zamana kadar hepimizin bildiği 17- 25 Aralık hukuk ve polis darbe tarihine kadar. Polis darbesine kadar. O tarihe kadar hiçbir şekilde gücü neye ulaştığını ya da bu gücün neyi hedef aldığını, gücün ne yapmak istediğini bir türlü ama bir türlü anlayamıyor. Kimse anlayamıyor. Hiç kimsenin aklında İslam topraklarından bir fitne hareketi çıkacak ve sömürge aydınlarını sadece Türkiye’yi değil, bütün Dünya’daki Müslüman ülkeleri bu sömürge aydınları sayesinde onların eliyle sömürgeleştirecek.... Böyle bir hareketi kimse tahmin edemedi. Ve işte hepimizin bildiği 15 Temmuz’a gelindi.

15 Temmuz nedir? 15 Temmuz Allah’ın bu milleti bu ülkeyi tıpkı Çanakkale’de ki gibi.... Bir kez daha koruduğunu ve kurtardığının yansımasıdır. Çanakkale örneğini verdim. Beni kınamayın. FETÖ hareketinin bu topraklara, ülkeye ve İslam’a ihanetinin ulaşabileceği noktayı düşündüğünüzde 15 Temmuz hareketinin ve 15 Temmuz hareketinde ona karşı mücadele veren şehit ve gazilerin manasını böylelikle daha iyi kavramış oluyorsunuz. Bu toprakları işgal eden İngilizler, Fransızlar, Yunanlıları biz bu topraklardan söküp atarız. Allah’ın izniyle o işgal kuvvetlerinin hiç biri başarılı olma şansı olmazdı. Ama FETÖ öyle bir hareketti ki.... Bu öyle bir işgal hareketiydi ki.... İçimizden çıkmış, bizim suretimizde görünen ve başta İslam olmak üzere bütün bir coğrafyayı ve öncelikle Türkiye’yi başkalaştırmak isteyen küresel bir hareketti. Allah’ın yardımıyla 15 Temmuz da Allah onlara fırsat vermedi. Az önce gazi kardeşimiz anlattı. Tankların üzerine çıktılar. Tankların üzerine çıkmak bu çok kolay değil. Biz ordu bir milletiz. Bizim için en büyük kutsalımız ordumuz. Bu millet tankların karşısında sadece selam durur. Biz böyle alıştık, yetiştik. Ancak bir gün işte bu noktada o tankları kullananların bu topraklara ihanet eden güçlerin eline geçtiğini hissettiği zaman bu millet o zaman müdahale etti. Bacağından vurulan arkadaşımı hiç tanımadığı belki de hayatında hiç görmediği ve göremeyeceği bir hemşire sahiplendi. Kemeriyle bağladı ve kanını durdurdu, orada tedavi ettirdi. Bu birlikte mücadelenin bir ruhun, anlayışın, ortaya çıktığı tablodur.

Bir 15 Temmuz anekdotu

Gazeteci olarak bütün meselelerde ve 15 Temmuz için araştırma yaptık. Gazilerle konuştuk röportaj yaptık. İstanbul’da bir gazi ile konuştuk. 15 Temmuz mücadelesini veren kitlenin kimliği üzerinde yorum yapmak, değerlendirmeler yapmak üzere söylüyorum ve bu örneği veriyorum. Almanya’da yaşamış yetişmiş, büyümüş bir komşumuz. Sadece çan sesinden rahatsız olduğu için Türkiye’ye gelmiş. İstanbul’a geliyor asgari ücretle çalışıyor. Eşi ve çocuğu var. Asgari ücretle hem eşi hem de kendisi bir fabrikada çalışıyor. Bir akşam evine gidiyor, İslam’ı hiçbir hassasiyeti yok. Beş vakit namaz kılmıyor, Cuma namazına kâh gidiyor kâh gitmiyor. Akşam oluyor bakıyor ki millet havaalanına akıyor, işinden çıkıyor. Nereye gidiyorsunuz nedir bu kargaşa falan.... Diyorlar ki hadisenin ne olduğunu da bilmiyor. Ne FETÖ’den haberi var ne de başka olaydan. Diyor ki ‘nereye gidiyorsunuz bu koşuşturma nedir?’ ‘Darbe oldu diyorlar. Havaalanını ele geçirdiler, havaalanını geri alacağız. Darbeye karşı direnmeye gidiyoruz, bu çağda darbe olduğunu öğrenince ben de geliyorum diyor. Telefon ediyor babasına. Babası köyde. Baba darbe oldu ben havaalanına gidiyorum ve ölebilirim hakkınızı helal edin diyor. Baba beş vakit namazlı niyazlı hacca gitmiş ‘aman yavrum nereye gidiyorsun sen benim tek oğlumsun evden çıkma karını al evine git. Vururlar seni, seni vururlarsa ben ne yaparım’ falan diyor. Babasına “Anneme de selamımı söyle ben havaalanına gidiyorum. Ve havaalanına gidiyor. Askerler kulelerin birini ele geçirdiler o kuleden mutlak süratle askerleri indirmeleri gerekiyor. Arkadan takviye kuvvet geliyor. Önde bir tank, arkasında askerler.... Yandan kalabalık tanka yükleniyor ama tank ilerliyor. Tank durdurulamıyor. Tank kulenin dibine kadar inse askerler takviye kuvvet olarak kuleye çıkacak. Belki de Tayyip Erdoğan havaalanına inemeyecek. Gidiyor tankın önüne ve diyor, “Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedüenne muhammeden abduhu ve resuluhün” diyor ve tankın önüne dikiliyor.  Tank üzerinden geçip gidiyor Vasfi Yılmaz’ın. Söylemek istediğim Vasfi Yılmaz’ın bizim yetiştiğimiz literatür deki şahadet kavramıyla haberi falan yok. Tank üzerinden geçiyor. Ama ne oluyor? Öyle bir psikoloji oluşuyor ki, tank üstünden geçince geride kalan kitle artık daha durdurulamıyor. Fırlayan tankın üstüne çıkıyor. Askerleri aşağıya alıyorlar ve tanka bir adım daha attırmıyorlar. Daha sonra görüştüm. Dedim ki ‘ Vasfi bey yarın darbe olsa tekrar koşar mısın? Bilmem ki gider miyim abi diyor.’ O gün emir büyük yerdendi, Allah önce onların yüreklerine korku düşürdü. Korkunun üzerine yürüyen ilk sivil insanları sokağa indirdi.  Allah onlara fırsat vermedi. Fırsat vermesin İnşallah ve bir daha bu ülkeye benzeri bir ihaneti yaşatmasın. Allah bugün de hepimizin yar ve yardımcısı olsun. Allah bu millete bir daha 15 Temmuz yaşatmasın.

Kaynak: Editör:
Etiketler: 15 Temmuz, Küresel, Bir, İşgal, Darbesiydi,
Yorumlar
Haber Yazılımı