Yazı Detayı
12 Şubat 2020 - Çarşamba 10:55 Bu yazı 72 kez okundu
 
DÜŞÜNMEK
Niyazi Karabulut
 
 

 

Tefekkür kuranda sıklıkla gündeme getiriliyor. Daha doğru bir ifade ile müslümanın tefekkür etmesi isteniyor. Türkçede bunun karşılığı düşünce. Düşünce kelimesinin etimolojisinde düşmek var. Bir şey beyninize düşüyor. Şairler buna ilham, mutasavvıflar havatır diyor. Muhakeme, irade, sezgi, öngörü, yine kültürümüzde var olan feraset, basiret, akıl, zihin, fehim gibi kavramlar da düşünme eylemi ve düşünceyle yakın ilişkisi olan kavramlardır. Tahayyül etme, hayal etme, zihinsel kurgulama, zihinsel tasarım, zihinde canlandırma da ilişkili kavramlardır.

Düşünmek emrediliyor nasıl düşüneceğiz? Düşünce sadece beynin bir fonksiyonu olarak kalırsa düşünce bile olmaz. Düşüncenin düşünce olabilmesi ya da anlam kazanması için düşüncenin enfüsten afaka çıkarılması gerekir. Düşüncenin iç dünyamızdan dışa aktarımı dil ile olur. Dil, konuşmaktır. Konuşmayı kelimelerle icra ederiz. Düşüncenin başka unsurları da var: Düşünmek kendini konumlandırmaktır. Bir düşüncenizi ifade ettiğinizde bir duruş sergilemiş olursunuz. Bir başkası da düşüncenin eyleme yönelik bir yanının olmasıdır. Düşünce süreci bir sorun ile karşılaşma, sorunun sınırlarını belirleme ve netleştirme, muhtemel bir çözüm bulma, çözümü mantıksal olarak uygulama ve sonuçları elde etme gibi aşamalardan oluşur.

Bir misal üzerinden gideyim. Ben doğru kimseleri severim, diye düşünmeniz sizin doğruyu söyleyeni ve doğruluğu içselleştirdiğiniz anlamına gelmez. Bunun için doğruluğu sevdiğinizi dile getirmelisiniz. Doğru olmayı ve doğruyu sevdiğinizi dile getirdiğinizde kendinizi doğrunun yanında konumlandırmış olursunuz ve doğrudan yana bir duruş sergilemiş olursunuz. Ancak bu doğru olmanız ve doğruyu sevmeniz için yeterli değildir. Aynı zamanda doğru olanların ve doğru söyleyenlerin artması için de çaba göstermelisiniz.

Düşünmek kuru bir eylem değildir. Nasreddin Hocaya atfedilen bir fıkra vardır.

Hoca bir gün çarşıyı geziyormuş. Bir de bakmış ki bir papağan satılıyor. Fiyatını sorar, beş altın...
Hoca şaşırır yanındakine sorar:
- Bu neden bu kadar pahalı?
Adam:
- Bu papağan insanlar gibi konuşur, der.
Nasreddin hoca bu sözün üzerine hemen evine koşup hindisini getirir, satışa sunar.
Sorarlar:
- Hocam, Hindiyi kaça vereceksin?
Nasreddin Hoca :
- Üç altın, der.
Şaşırırlar:
- Hocam ne kadar da pahalı...
Hoca:
- Ya o papağan nasıl beş altına satılıyor?
- Ama Hoca, o papağan insan gibi konuşur. Seninkinin mahareti ne?
Hoca:
- O konuşursa bu da düşünür, der.

Düşünme, Nasreddin Hocanın hindisinde var olduğunu vehmettiği bir eylem değil. Düşünmek yukarıda söylediğimiz gibi bir fiiliyata dökme ameliyesi. Ancak düşünmenin düşmekle ilgisini bilenler düşünmenin bazen insanı düşürdüğüne de şahit olmuşlardır.

Medeniyetin inşasında iki etkin anahtar düşünmek ve okumaktır. Okumak düşünmeye kapı açan karmaşık bir faaliyettir. İnsan düşünerek okumak ve okuyarak düşünmek fiilleriyle medeniyet inşasına katkı yapar. Bizim eğitim sistemimizde eksik olan budur.

 


 

 
Etiketler: DÜŞÜNMEK,
Yorumlar
Haber Yazılımı