Yazı Detayı
02 Ocak 2019 - Çarşamba 12:05 Bu yazı 1344 kez okundu
 
KALEMİ KIRMAK
Niyazi Karabulut
nkarabulut@gumuskoza.com.tr
 
 

 

İdam kararları sonrasında hâkimlerin ‘kalem kırması’, Cumhuriyet'in ilanından sonra ortaya çıkan bir gelenek. Bununla birlikte bu geleneği kimin başlattığı bilinmiyor. Bu konuda bir yönetmelik yazılı bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, hâkimler, verdikleri idam kararlarından sonra kalemlerini kırıyorlar.

Türk yargısına özgü bir gelenek olarak gösterdikleri ‘kalem kırma’nın amacına ilişkin iki farklı açıklama yapılıyor. Buna göre idam cezası veren hâkim, bir daha böyle bir karar vermek istemediğini göstermek için, ‘‘Kalemim kırılsın da bir daha idam cezası vermek kısmet olmasın’’ anlamında kalemini kırıyor. Kalem kırmanın bir diğer anlamı ise ‘‘İdama mahkûm edilen sanık hakkında artık yazılabilecek hiç bir şey kalmadığından’’ kalemi kırıyorum şeklinde yorumlanıyor.

Aslında kalem kırmanın bilinmeyen anlamı şudur: kalemi kıran hâkim onu ömür boyu saklar. Çekmecesindeki kırık kalemlerin sorumluluğu hayatı boyunca onu takip eder. Böylece asla unutmaz ve verdiği kararlarda daha adil olmaya çalışır. Kısaca verdiği kararın sürekli vicdan muhasebesini yapar.

Cem Karaca’nın hafızamda kalmış bir güftesinde şu mısralar var: “Kır kalemi ver cezamı yaşamayı neyleyim.” Kalem kırmak deyimi çokça kullanılmış kültürümüzde.

Aşık Gülabi bir türküsünde şöyle der:
Neyin varda bugün neye yazmıyon
Kalem seni parça parça kırarım
Hiç mi benim hallerimi sezmiyon
Kalem seni parça parça kırarım

Kalemin kırılması yolun sonuna gelindiğini, sözün anlamını yitirdiğini ifade ediyor. Hani sık kullandığımız bir deyim var: ‘Sözün bittiği yer’ diye.

Köşenin ismini kurşun kalem olarak belirlemiştik. Kurşunların hedefe isabet etmediğine kanaat getirdiğimizden dolayı kalemi kırıyoruz. Söz bir anlam ifade etmeli ve söz muhatabında tesir medyama getirmeli ve değişim olmalı. Sözün tesiri olmayanına laf diyorlar. Laf ola beri gele cinsinden yazılar yazmadığımı söylemeliyim. Herkesin bildiğini okuduğu bir vasatta, yazmak sadece akıntıya karşı kürek çelmekten ibarettir.

Bizim yazdığımız yazılar dijital ortama aktarıldığından ulaşmak zor değil. Yazarlar, yazdıklarından sorumludurlar ve bu sorumluluk yazar öldükten sonra devam eder. Bu yüzden her sözümüzün mahkûmuyuz bir manada. Ancak hiçbir şahısla ilgili özel yazı yazmadığım için vicdanen rahat olduğumu söyleyebilirim. Genellikle fiilleri eleştirmek şeklinde eleştiri yazıları yazdım. Yazmak, tarihe şahitlik etmektir. Yazmak kelamı ve kalemi şahit tutmaktır. Yazmak düşünceleri arşivlemektir. “Kişinin kıymeti, dilinin altında ve kalemin ucunda gizlidir, onu söz ve yazı, açığa vurur,” diyor Ali Fuat Başgil.

Yazmak beynimizin zekâtı. Yazmak bizim hayatımızın ayrılmaz parçası. Yazmak bir hayat biçimi. Yazmayı elbette bırakmıyorum. Şimdilik köşe yazılarına son veriyorum.

Nadasa bırakılan bir tarla

Uzaya terk edilen bir uydu

İşte böyle hüzünlüyüm

Eksik taraflarımı tamir etsem de

Kusursuz değilim elbet

Artırılmış bir vida gibi

kenarda öylesine

 

 

 
Etiketler: KALEMİ, KIRMAK,
Yorumlar
Haber Yazılımı