Yazı Detayı
21 Şubat 2019 - Perşembe 11:30 Bu yazı 368 kez okundu
 
Ozan Arif ve dava…
Ali Öztürk
aozturk@gumuskoza.com.tr
 
 

Ozan Arif ve dava…

Dedi: Ozan Arif’in vefatıyla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Dedim: Çok üzüldüğümü… Ozan Arif için değil, Ülkücü camia adına çok üzüldüğümü söyleyebilirim. Ölüm hak. Ölüm Allah’ın emri... Herkes gibi Ozan da ölecekti ve göçtü. Lâkin bir ömür adadığı dava erleri Ozan’ı hak ettiği biçimde uğurlamadı. Ona üzüldüm.

Dedi: Ne demek istiyorsunuz, biraz açabilir misiniz?

Dedim: 1968 ve 1978 kuşağı için söylüyorum. Özellikle 78 kuşağı… Ozan’ın türküleriyle, söylemleriyle coşan, ruh kuşanan Ülkücüler ne yazık ki “son vedaya” yeterince ilgi göstermedi. Hâlbuki Ozan Arif’in cenazesine bir milyon Ülkücü katılabilmeliydi. Ozan Arif, siyaset üstü bir söylemle uğurlanmalı ve cenaze töreni taban için birleştirici bir unsur olabilmeliydi.

Ozan Arif, Alparslan Türkeş üzerinden yargılanabilir. Devlet Bahçeli’yi eleştirdiği için kınanamaz. Bahçeli’yi, Meral Akşener’i sazıyla-sözüyle eleştirdiği için Ozan’a tavır almak politik bir keyfiyettir. Dava adamlığıyla yorumlanamaz. Ne yazık ki MHP’nin etrafındakiler, Devlet Bey yüzünden Ozan Arif’e tavır aldılar. Sağlığında tavır alsalar bile son görevi yapmalıydılar. Böylece MHP’nin bugünkü bölük pörçük durumuna cevap verebilirlerdi.

Dedi: MHP’nin etrafındaki Ülkücüler katılmadılar.

Dedim: Devlet Bey’den korktular. Ozan Arif, Devlet Bey’i incitmiş… Evet olabilir. Sanatçılar, simge adamlar incitebilir. Onların incitme hakları da vardır. Mesele o değil ki… Mesele Genel Başkanı incittiği gerekçesiyle cenazesine katılmamak meselesidir. Hele hele aynı gün Osmaniye’de konser vermek ve konsere katılmak (Konsere gidenler açısından) sorunun bizzat kendisidir. Ozan Arif’in cenazesinin kalktığı saatlerde konser vermek Ülkücülükle ve hatta ahlakilikle izah edilemez. Ortada ciddi bir ahlaki duruş sorunu var demektir.

Sonuç olarak dememiz o ki… Ömrünü bir davaya vakfetmiş… Bir davanın simge isimlerinden Ozan Arif’in cenazesi Ülkücülerin birlikte yürüyeceği bir platform olmalıydı. 1 milyon Ülkücü Samsun’a çıkarma yapmalıydı. Ama ne yazık ki bu ülkede sanatçılar şayet aynı zamanda dava adamı iseler hep sessizce göçüyorlar. Siyaset eliyle önce onlar ötekileştiriliyor. Davalarına yön verenler, can verenler, nefes verenler sonunda yalnızlaştırılıyorlar.

Dedi: Aklınızda başka örnek mi var?

Dedim: Evet var. Necip Fazıl Kısakürek ve Prof. Dr. Erbakan ilişkisi var. Elbete Ozan Arif milliyetçi kitleler için fikir babası, ruh hamurkarı değil. Biz kitlelerin sevgi ve sempatisi bakımından yorumluyoruz. İslâmcı siyasetin ruh hamurgâhlarından birisi olan Necip Fazıl, Büyük Doğu’nun bütün müktesebatını partiye vakfetmiş olmasına rağmen Millî Selâmet Partisi döneminde dışlanmış ve adeta düşman ilan edilmiştir. Ömrünün yarısı hapislerde geçen bir mütefekkir-şair-düşünce adamına çok ağır ithamlar reva görülmüştür. Ne yazık ki Üstat vefat ettiğinde bile politik perspektiften bakan belki yüz binlerce insan cenazesine iştirak etmemiştir.

 

Hâlbuki Necip Fazıl’ın tek başına yürüttüğü mücadele sürecinde ve davası için hapse düştüğünde Millî Nizam Partisi bile yoktu. Allah demenin yasak olduğu dönemlerde tek başına bir ordu gibi mücadele etmiştir. Bugün bile Millî Görüş hareketi az da olsa Necip Fazıl’a karşı mesafelidir.

 

Dedi: Kaldı ki Necip Fazıl davanın Genel Başkanını değil bizzat liderini eleştirmiş ve canını acıtmıştır. Hâlbuki Ozan Arif, davanın lideri olan Başbuğ Türkeş’le hiçbir sorun yaşamamış ve itaatkâr olmuştur. Davanın Genel Başkanı olan Bahçeli ile anlaşamamıştır.

 

Dedim: Orası zaten başka bir şey… Davanın bugünkü temsilcisini eleştirdi diye simge bir isim bu denli düşmanlaştırılabilir mi? Buradan bakınca Ozan Arif’in değil, Ozan’a bu muameleyi reva görenlerin aslında davadan ne kadar uzaklaştıkları tartışılır. Simgeler kaybetmez. Ozan kaybetmedi… O artık tüm gönüllerde büyüyerek yaşayacak. Lâkin başkaları kaybedecek. Üstelik kaybettiklerini anlayamadan!..

 
Etiketler: Ozan, Arif, ve, dava…,
Yorumlar
Haber Yazılımı