Yazı Detayı
15 Nisan 2021 - Perşembe 09:13 Bu yazı 256 kez okundu
 
ENANİYET VE RAMAZAN
Niyazi Karabulut
 
 

 

Ramazan arınmamız için bir manevi iklim. Bu iklim vesilesiyle enaniyetten vazgeçebilsek. Zaman zaman düşünüyorum, yazmamız, konuşmamız ve diğer fiillerimiz enaniyetimizi okşayan argümanlar mı?

Özellikle ramazan ayında ortaya bir çok soru atılır, tartışılır ve eforumuz gereksiz yerlerde heba edilir. Sorunları çözme yerine ortaya sorunlar koyma ve bundan bireysel fayda elde etme düşüncesine dayalı bir anlayış hakimdir.

Önce şunu söyleyelim soru sormanın bir adabı ve edebi vardır. Bildiği halde sormak edep dışı, fitne çıkarmak için soru sormak sapkınlık. Bir de sorulan her soruya cevap verme hevesimiz. Her ne pahasına olursa olsun orijinal olmak, orijinal görünmek ve orijinal şeyler söylemek adına hakikat orijinaliteye feda edilmektedir.

Bunlara göre yeni olan yanlış başkaları tarafından dile getirilen hakikatten daha iyidir. Düşünme mülkiyetini ellerinde tuttuklarını zannederler.

Hakikat insan aklının ürünü değildir. Hakikat insandan bağımsız olarak vardır ve hakikat hiçbir şart altında değişmez. Aklın yapması gereken hakikati kabul etmektir.

Acaba hakikat sancısı çekerler mi? Bunların biricik meselesi hakikat midir?

Hakikatin hizmetinde olmayan akıl da deha da değeri olmayan argümanlardır. Faydanın hakikatin yerine geçtiği bir anlayışla kıylelerden makale çıkarmakla kime hizmet edilmektedir.

Her bilgiyi kendi anlayışıyla ve kısır ufkuyla sınırlandıran bu kafa Necip Fazıl’ın söylediği cücedir.

Faydayı hakikatin yerine ikame etmek bazı akademisyenler tarafından kuram haline getirilmiştir.

Her biri sadece yazarının kabul ettiği yüzlerce makalenin ümmete faydası nedir?

Vahyi bile tamamen indi yorumlara hasretmek onu tamamen hiçbir şey olarak görmektir.

Bu çağımızın zihinsel düzensizliğinin bir yansımasıdır.

Dini önemsizleştirip hayattan uzaklaştırmaktan, insan hayatından soyutlayarak ona başka bir anlam vermek; işin kötü yanı da verilen eğitim ve öğretimin bu ruh haline uygun olmasıdır. Deizmin gençler arasında yayılmasının sorumlusu kimdir?

 Modern insan kendi aklını dolayısıyla da kendisini hakikat yerine koymaktadır. Halbuki insana yüklenen görev hakikate bende olmaktır.

Nefsimizin bize dayattığı yaptığımız tartışmadan başarılı çıkmaktır. Halbu ki söylenecek söz müslümanın bir derdine deva olmalıdır. Yoksa nefislerimizi tatminden öteye geçmeyen laflar lafü güzaftan öteye geçemez. Maalesef…

Kişi kendisini her şeyin ölçüsü olarak görmektedir. Aklını değişmez hakikat… Hiçbir manevi otorite, hiçbir dünyevi yasa bu tipi durduramıyor. Pozitivist aklın kendine uygun bulduğu makam bu.

Günümüzde söz devalüasyonu ve enflasyonu önüne çıkan her mikrofona konuşmak zorunluluğu hisseden entelektüellerin hatası da olabilir mi? Topluma önderlik edecek münevverlere ihtiyacımız var olduğu kesin.

 
Etiketler: ENANİYET, VE, RAMAZAN,
Yorumlar
Haber Yazılımı